22 Şubat 2016 Pazartesi

Ayrılık.. Uykusuz...

Merhaba.....
Karnım ağrıyor, midem bulanıyor, başım kopacak...
Yatağıma yattım... Ayakta duracak halim yoktu ama, uyuyamadım..
Ağladım ağladım ağladım.......
Nasıl rahatlayacağımı düşündüm....
Bir yol bulamadım... Derken eski bir alışkanlık geldi aklıma...
Yazmalıydım...
Blog açayım dedim.. Baktım, zaten bir blog açmışım zamanında.. Terkedilmiş.. Tıpkı benim gibi..

Ağlamamın nedeni, kendimi yalnız hissetmem.. Yaklaşık 2 ay önce, hiç tahmin etmediğim bir anda terkedilmem.. Klasik bir takım cümleler ile hem de.. "Büyük olasılıkla seni terkettiğim için pişman olacağım ama sana karşı bir şey hissetmiyorum....", "Biz farklı yönlere gittik aslında...", "Artık seni arzulamıyorum aslında..."

Birbirlerini görmeyen insanlar birbirlerini arzulayamazlar ki aşk?!?!?! Her "Bugün görüşelim mi?" sorusuna "Bugün çalışmam lazım.", "Bugün çok yorgunum.", "Bugün bilmem ne yapacağım" cevaplarını alan Chocolate bir daha soramaz ki görüşelim mi diye?? Hafta sonu bile çalışan bir adamın, işi gücü bilgisayarı ve telefonu olan bir adamın, patronuyla senden fazla yazışan bir adamın seni arzulamasını nasıl sağlarsın ey kadın!!!! Bilemedim... Bu sorunun cevabını bulamadım.. Sonra bir de sanki her şeye ben engel oluyormuşum gibi, ayrılık konuşmasının hemen ardından yayınlanan makaleler, paylaşılan başarılar..... Zor. Zor. Kendine yedirmek zor. Hayatının merkezine aldığın insanı, o merkezden çekip alınca, o yeri doldurmak zor.. Bunun "güçlü kadın", "güzel kadın", "başarılı kadın" olmak ile de hiiiiiç ilgisi yok... Bilim bu, her şeyin bir kütlesi var, evrende bir yer kaplıyor, gidince de yeri boş kalıyor. Bir şekilde doldurmak gerekiyor.. Nasıl bir sayıyı sürekli ikiye bölersen sayı gittikçe küçülür ama asla sıfırlanmaz, onun gibi işte... Zamanla küçülecek heralde... Ama bitmeyecek...

Canımı acıttın. En çok canımı acıttığın anca bile sen ol istedim yanımda. Yine kapında buldum kendimi. En çok da kendime bu konuda şaştım.. O anki mutluluğumun da, mutsuzluktan ölecek gibi hissetmemin de nedeni SEN'din.. Sordum "Bir şansımız daha var mı? Başa dönebilir miyiz? diye, "Bu gün olmazsa yarın olacak" dedin. O zaman niye 4 yıl bekledin? 4 yıl... 4 yıl... Benim hayatımda önemli bir dönem.. Şu anda hayatıma etkisi olan her şeyin yaşandığı dönem... İşe girmek, iş değiştirmek, aşkı bulduğunu düşünmek, doğru insanı... Kendi paranı kazanmak, kendi paranı harcamak... Ev bulmak, Ev kurmak, şehir değiştirmek... Taşınmak, sonra bir daha taşınmak, sonra bir daha taşınmak... (Beni tanıyanlar anlayacaklar :))

Armut yersin de boğazında o taş hücreler kalır ya, yaklaşık 2 aydır böyle hissediyorum. Düşünsene o armutu yediğin akşam bile uyuyamazken, ben 2 aydır geceleri uyumaya çalışıyorum..

Hiç sevmediğim, nefret ettiğim, zerre kadar inanmadığım, bana hiç bir şey katmayan, kariyer hedefimde kesinlikle olmayan, kişiliksiz insan topluluğunun çalıştığı, herkesin dünyayı kurtardığını sandığı, aslında "0" olan bir işimin olması da cabası....... Parası iyi... Amacımız da o değil miydi??? (Bunu başka bir yazıda anlatacağım...)

G

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder